5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 76-77-78-79. Cevapları
Oğlu Hüseyin’den Emine Ana’ya Mektuplar Metni Cevapları
2. Tema- Atatürk’ü Tanımak: Cepheye giden asker Hüseyin’in annesi Emine Ana’ya yazdığı mektubu okuyor, mektuptaki vatan sevgisini ve özlem duygusunu sorularla birlikte keşfediyoruz.
İçindekiler
5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 76 Cevapları Birinci Kitap
Keşif Yolculuğu
Milli Mücadele’de yer alan askerlerimizin vatan sevgileri, vatana karşı duydukları sorumluluk ve özgürlüğe olan inançları mektuplarına nasıl yansımıştır? Araştırmanızdan örnekler vererek düşüncelerinizi sınıfla paylaşınız.
Kısa Cevap: Askerlerimizin vatan sevgisi ve sorumluluk duygusu, mektuplarında ailelerini teselli eden duygusal ve umut dolu ifadelerle yansımıştır.
Cevap: Araştırmamda incelediğim mektuplarda askerlerimizin vatan sevgisini, ailelerini merak ettirmemek için kendinden emin ve umutlu bir dille anlattığını gördüm. Vatana duydukları sorumluluğu, kadınların ve çocukların vatansız kalmaması için savaştıklarını söyleyerek, özgürlüğe olan inançlarını ise düşmanı mutlaka yeneceklerine dair kesin ifadelerle dile getirmişlerdir.
Metni okumadan önce 1. etkinliğin “a” bölümünü yapınız.
Okuduğunuz metnin cümlelerinde uygun biçimde durmayı, anlam bütünlüğü oluşturmayı, vurgu ve tonlamanın ne zaman değiştirileceğini göstermek için renklendirme yapılmıştır. Metnin renkli yazılmış bölümünü öğretmeninizin nasıl okuduğuna dikkat ediniz.
Öğretmeninizin ardından metni önce sesli, sonra sessiz okuyunuz. Okuma sırasında aynı renk kelime, kelime grubu ve cümleleri renk değişimine kadar duraklamadan okuyunuz.
“OĞLU HÜSEYİN’DEN EMİNE ANA’YA MEKTUPLAR” (İnci Karakaş Kanber’den kısaltılarak uyarlanmıştır) konu özeti:
Milli Mücadele’ye giden asker Hüseyin’in annesi Emine Ana’ya yazdığı mektuplardan oluşan bir metindir. Hüseyin, ailesinden ayrılışın hüznünü, kadınlar ve çocuklar bir daha vatansız kalmasın diye cepheye gittiğini ve annesinin geçmişte yaşadığı zorlukları anlatır. Tren yolculuğunda tanık olduğu, sevdiklerini cepheye uğurlayan fedakar analardan, İnönü’deki birliğine katılışından ve zorlu kış şartlarında sürdürdükleri talimlerden söz eder. Annesine vatanı kurtaracaklarına söz verip onu üzmemek için kaygılanmamasını rica ederek mektubunu tamamlar.
5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 79 Cevapları Birinci Kitap
1. Etkinlik
Metinden alınan aşağıdaki bölümde duraklamadan okunması gereken kelime veya kelime gruplarını örnekteki gibi belirleyiniz. Yaptığınız ayrıma dikkat ederek metni yeniden okuyunuz. Öğretmeninizin geri bildirimleriyle ayrımlarınızı gözden geçiriniz.
“Nevreste daha bebekti bizim gözümüzde.” (örnek) Ama Salih ağabeyim, o birkaç günlük yolculukta koca bir adam oldu çıktı sanki. Birkaç günde on yıl büyüdü ağabeyim. Sana, bana, kardeşlerine sahip çıkma telaşı büyüttü onu Çanakkale’de kaybettiği bacağından önce. Şimdi babamızın yerinde o, içim rahat geldim bu yüzden savaşa, sen ve kız kardeşim emin ellerdesiniz.

Cevap:
- Nevreste daha bebekti bizim gözümüzde. (örnek)
- Ama Salih ağabeyim,
- o birkaç günlük yolculukta
- koca bir adam oldu çıktı sanki.
- Birkaç günde on yıl büyüdü ağabeyim.
- Sana, bana, kardeşlerine sahip çıkma telaşı
- büyüttü onu
- Çanakkale’de kaybettiği bacağından önce.
- Şimdi babamızın yerinde o,
- içim rahat geldim bu yüzden savaşa,
- sen ve kız kardeşim emin ellerdesiniz.
2. Etkinlik
a. Aşağıdaki kelime veya kelime gruplarının okuduğunuz metinde nerelerde geçtiğini bulunuz ve bu kelime veya kelime gruplarının geçtiği cümlelerin öncesi ve/veya sonrasını tekrar okuyunuz. Bu kelime veya kelime gruplarının anlamını metnin bağlamından hareketle ön bilgilerinizle ilişkilendirerek tahmin ediniz.
Cevap:
- birlik: Aynı komutanın yönetiminde bulunan asker topluluğu.
- zeval vermemek: Yok olmasına, sona ermesine izin vermemek.
- uşak: Bu metinde “küçük çocuk, yavru” anlamında kullanılmıştır.
- sefil: Yoksulluk ve sıkıntı içinde, zavallı durumda olan.
- talim: Asker eğitimi, tekrarlanan alıştırma.
- buruk: Sevinç ile hüznün bir arada hissedildiği duygu durumu.
- aklından çıkmak: Unutulmak, hatırdan çıkmak.
- Katar: Art arda dizilmiş tren vagonları, taşıt dizisi.
- sevk etmek: Bir yöne göndermek, yönlendirmek.
- peygamber ocağı: Halkın askerlik mesleğine verdiği saygın ad.
- iple çekmek: Bir şeyin olmasını sabırsızlıkla beklemek.
- zulüm: Haksızlık ve eziyet etme, insafsızca davranma.
- düşkün: Birine karşı çok sevgi ve ilgi duyan, bağlı olan.
- sürmek: Birini bulunduğu yerden zorla çıkarıp uzaklaştırmak.
- emin: Güvenilir, güvende olunan.
b. Tahminlerinizi sözlü olarak paylaşınız ve öğretmeninizden yardım alarak doğrulayınız.
Kısa Cevap: Tahminlerimi arkadaşlarımla paylaştım, öğretmenimin yardımıyla kelimelerin gerçek anlamlarını doğruladım.
Cevap: Tahminlerimi sözlü olarak sınıfla paylaştım. Öğretmenimin yardımıyla “uşak” kelimesinin bu metinde hizmetçi değil, “küçük çocuk” anlamında kullanıldığını, “peygamber ocağı” ifadesinin ise askerlik mesleğine duyulan saygıyı gösterdiğini doğruladım.
3. Etkinlik
Aşağıdaki soruların cevaplarını metinden hareketle defterinize cevaplayınız.
1. Okuduğunuz mektup kime ve neden yazılmıştır?
Kısa Cevap: Mektup, asker Hüseyin tarafından annesi Emine Ana’ya hasretini gidermek ve onu rahatlatmak için yazılmıştır.
Cevap: Mektup, asker olan Hüseyin tarafından annesi Emine Ana’ya yazılmıştır. Hüseyin bu mektupla annesine cephedeki durumunu bildirmek, ailesini özlediğini anlatmak ve onu vatan sevgisiyle rahatlatmak istemiştir.
2. Hüseyin, hangi gerekçeyle cepheye gitme kararı almıştır?
Kısa Cevap: Kadınlar ve çocuklar bir daha vatansız kalmasın diye cepheye gitme kararı almıştır.
Cevap: Hüseyin, kadınların ve çocukların annesinin Manastır’da yaşadığı gibi bir daha vatansızlık acısı çekmemesi için cepheye gitmiştir. Annesinin geçmişte yaşadığı zorlukları hatırlatarak bu kararının gerekçesini açıklamıştır.
3. Hüseyin, annesine geçmişiyle ilgili neleri hatırlatmıştır?
Kısa Cevap: Annesinin Manastır’dan göç ederken yaşadığı vatansızlık ve yoksulluk günlerini hatırlatmıştır.
Cevap: Hüseyin annesine, düşmanın zulmü yüzünden doğup büyüdüğü toprakları terk ettiğini, Manastır’dan anasının, babasının ve kocasının mezarını bırakıp geldiğini, dört küçük çocuğuyla aç ve zor durumda Selanik’e ulaştıklarını ve o günlerde yaşadıkları vatansızlık acısını hatırlatmıştır.














