7.Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 58 Cevapları 2.Kitap
4. Tema Üretim Vakti Cevapları
Eğer 1. Kitap (1. Dönem) cevaplarını arıyorsanız, aşağıdaki butona tıklayarak içindekiler sayfasına gidebilirsiniz.
7. Sınıf Türkçe 1. Kitap Sayfaları4. Tema- Türk Sanatı: Bu bölümde yöresel halk oyunlarını konu alan Karagöz-Hacivat sunumu hazırlama ve bir halk oyununu farklı açılardan anlatan hikaye yazma etkinliklerinin cevapları yer almaktadır.
İçindekiler
7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 58 Cevapları İkinci Kitap
Üretim Vakti
Konuşma
Günlük yaşam, doğa olayları, kadın erkek ilişkileri gibi yöresel halk oyunlarımızı oluşturan ögeleri, halk danslarına verilen isimleri araştırınız. Gölge oyunu karakterlerinden Karagöz ve Hacivat’ı, araştırma sonuçlarınız hakkında konuşturduğunuz bir sunum hazırlayınız.

Kısa Cevap: Karagöz ve Hacivat, halk oyunlarının günlük yaşam, doğa olayları ve kadın-erkek ilişkilerinden esinlenen isimlerini konuşarak tanıtır.
Cevap: Hacivat: Karagözüm, bugün sana yöresel halk oyunlarımızın isimlerinden bahsedeceğim, bak neler bulmuşum. Karagöz: Anlat bakalım Hacivat Efendi, meraklandırdın beni. Hacivat: Mesela “Harmandalı” oyunu, harman zamanı yapılan çalışmalardan; “Bar” oyunları ise Doğu Anadolu’da toplu yapılan danslardan geliyor. Karagöz: Ya “Kaşık Havası” nereden geliyor? Hacivat: O da günlük yaşamda kullandığımız kaşıkların ritim aracı olarak kullanılmasından adını almış. “Çiftetelli” ise kadın-erkek karşılıklı oynanan bir oyun, “çift” kelimesinden geliyor. Karagöz: Vay canına, demek ki her oyunun bir hikayesi varmış, tıpkı bizim gibi! Hacivat: Doğru söylüyorsun Karagözüm, halk oyunlarımız da bizim gibi günlük yaşamın, doğanın ve insan ilişkilerinin bir yansıması.
Yazma
Ülkemizin çeşitli yörelerinde ya da kendi yörenizde oynanan halk oyunlarından birini seçiniz. Defterinize seçtiğiniz oyunu farklı açılardan anlatan bir hikaye yazınız.
Kısa Cevap: “Halay” oyunu, bir düğün coşkusu içinde farklı kuşakların bakış açısından anlatılan bir hikaye ile işlenir.
Cevap: Köyümüzde her düğün, halayla başlar, halayla biterdi. O gün de dedem, elinde mendiliyle halayın başına geçmişti; adımları ağır ama kararlıydı, gençliğinden kalma bir gururla omuzlarını sallıyordu. Ben ise sıranın en ucundaydım, henüz adımları tam öğrenememiştim, dedemin adımlarını taklit etmeye çalışıyordum. Davulun sesi hızlandıkça halay da hızlanıyor, herkesin yüzünde aynı coşku beliriyordu. O an fark ettim ki halay, sadece bir oyun değil; büyüğün gence, geçmişin bugüne aktardığı bir bağdı. Davul sesi dindiğinde dedem gülümseyerek “Gördün mü,” dedi, “ayaklarımız farklı ama kalbimiz aynı ritimde atıyor.”














