6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 24-26-27-28-29 Cevapları
Türkçenin Beyliği Metni Cevapları
1. Tema- Dilimizin Zenginliği: Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277’de Türkçeyi resmi dil ilan etmesi üzerinden dilin bir milleti bir arada tutan gönül bağı olduğu işleniyor.
İçindekiler
6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 24 Cevapları Birinci Kitap
Haydi, Başlayalım!
Bir zaman makinesiyle 13. yüzyıla gittiğinizi hayal ediniz. Günümüze dönerken yanınızda üç şey getirebilecek olsanız bunlar neler olurdu? Arkadaşlarınızla paylaşınız.
Kısa Cevap: Bir sözlü şiir defteri, bir dokumacının kilimi ve bir çarşı damgası getirirdim.
Cevap: Yanımda önce dönemin ozanlarının şiirlerini yazdığı bir defter getirirdim çünkü o günün Türkçesini öğrenmek isterdim. İkinci olarak Anadolu Ahilerinin ürettiği el işi bir kilim getirirdim, böylece dönemin zanaat inceliğini gösterebilirdim. Üçüncü olarak bir çarşı damgası getirirdim çünkü esnafın kullandığı işaretlerin günümüze nasıl değiştiğini arkadaşlarıma anlatmak isterdim.
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın (…)
Bedri Rahmi EYÜBOĞLU
(Kısaltılmıştır.)
Okuduğunuz şiirde dal ve ağaç arasındaki ilgiyi aşağıdakilerden hangisi daha iyi ifade etmektedir? İşaretleyiniz.
Cevap:
[ ] Zıtlık • [X] Parça-bütün • [ ] Problem-sonuç • [ ] Karşılaştırma
Yukarıda verilen şiirde dal ve ağaç bağlantısına benzer bir yapı, başka hangi iki kavram arasında kurulmuştur? Söyleyiniz.
Kısa Cevap: Çocuk ve aile arasında da benzer bir parça-bütün ilişkisi kurulabilir.
Cevap: Dal ile ağaç arasındaki parça-bütün ilişkisine benzer bir bağ, “çocuk” ile “aile” kavramları arasında da kurulabilir. Nasıl ki dal, ağacın bir parçasıysa ve ağaçtan koptuğunda yaşayamazsa; çocuk da ailenin bir parçasıdır ve ailesinden aldığı sevgi, değer ve kültürle büyür.
6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 26 Cevapları Birinci Kitap
1. Anlayalım
a. “Bakraç” denince aklınıza neler geliyor? Söyleyiniz.
Kısa Cevap: Bakraç denince aklıma bir çeşit kap ya da mutfak aleti geliyor.
Cevap: “Bakraç” denince aklıma önce “bakmak” fiiliyle ilgili bir şey geliyor, sanki gözlem yapmaya yarayan bir alet ya da bir gözetleme aracıymış gibi düşünüyorum; ama kelimenin sonundaki “-raç” eki bana “ataç” gibi başka kelimeleri de çağrıştırıyor, bu yüzden tam emin olamıyorum.
b. Karekodu okutarak “Bakraç” adlı dijital içeriğe ulaşınız.
c. İçeriğin konusu nedir? Söyleyiniz.
Kısa Cevap: İçerik, “bakraç” kelimesinin anlamını cümledeki ipuçlarından yola çıkarak tahmin etme sürecini anlatıyor.
Cevap: İçeriğin konusu, bilinmeyen bir kelimenin (“bakraç”) anlamını doğrudan sözlüğe bakmadan önce, kelimenin geçtiği cümledeki ipuçlarından, metnin ait olduğu zamandan, benzer kelimelerden ve kişinin kendi bilgi birikiminden yararlanarak tahmin etme stratejisini örnekle göstermektir; tahmin en sonunda güncel Türkçe sözlükle karşılaştırılarak doğrulanır.
ç. İçerikteki kahraman, “bakraç” kelimesinin anlamını tahmin etmeye çalışırken hangi yollara başvuruyor? Söyleyiniz.
Kısa Cevap: Ses benzerliği kurar, cümledeki ipuçlarına ve metnin zamanına bakar, komşusundan duyduğu bir bilgiyi hatırlar, sonra sözlükle doğrular.
Cevap:
- Ses benzerliği kurma: Kelimeyi önce “bakmak” fiiliyle, sonra “ataç” sözcüğüyle sesçe karşılaştırır, ama ikisiyle de anlamlı bir ilgi kuramaz.
- Cümledeki ipuçlarından yararlanma: “Yaşlı kadın misafire bakraçtan döktüğü soğuk ayranı ikram etti.” cümlesinden, bakracın içine ayran gibi sıvı konabilen bir mutfak gereci olduğunu çıkarır.
- Metnin zamanına dikkat etme: Cümlenin geçmişi anlattığını fark ederek bakracın eskiden kullanılan bir eşya olduğunu, bardaktan döküldüğüne göre bardaktan büyük olduğunu tahmin eder.
- Önceki bilgisini hatırlama: Komşusu Hulusi Bey amcanın eskiden mutfaklarda gümüş veya bakırdan eşyalar kullanıldığını söylediğini hatırlayıp bakracın da bunlardan biri olabileceğini düşünür.
- Sözlükle doğrulama: Tüm bu tahminleri güncel Türkçe sözlüğe bakarak sınar ve doğrular.
2. Anlayalım
a. “Türkçenin Beyliği” metnini gözden geçiriniz ve anlamını bilmediğiniz kelime/kelime gruplarını belirleyiniz. “1. ANLAYALIM” etkinliğinden yola çıkarak bu kelime/kelime gruplarının anlamlarını tahmin ediniz.
Kısa Cevap: Kırım, heybe, erenler, okuntu, ala sancak kelimelerinin anlamlarını tahmin ettim.
Cevap:
- Kırım → Tahminim: Bir toplumun topluca yok edilmesi, yıkım. (★★★)
- Heybe → Tahminim: Omuzda veya hayvan sırtında taşınan, içine eşya konulan çift gözlü torba. (★★★)
- Erenler → Tahminim: Bilgeliğiyle, gönül gücüyle topluma yol gösteren kişiler. (★★★)
- Okuntu → Tahminim: Bir toplantıya ya da törene çağrı, davetiye. (★★★)
- Ala sancak → Tahminim: Devletin ve milletin simgesi olan bayrak. (★★★)
b. Kelime/kelime gruplarının anlamlarını TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz. Tahmininizin doğru cevaba yaklaşma durumuna göre yıldızları boyayınız (Üç yıldız “Tahminim doğru.”, iki yıldız “Tahminim kısmen doğru.”, bir yıldız “Tahminim doğru değil.” ifadelerini karşılamaktadır.).
Kısa Cevap: Tahminlerimin tamamı doğru çıktı.
Cevap: Sözlükten kontrol ettiğimde beş kelimenin de tahminimin doğruya çok yakın olduğunu gördüm, bu yüzden hepsine üç yıldız verdim.
6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 27 Cevapları Birinci Kitap
3. Anlayalım
a. Aşağıdaki kelime/kelime gruplarının bir arada olma gerekçesini belirleyip söyleyiniz. Bu gerekçeye uygun olacak şekilde metinden birer kelime/kelime grubu belirleyiniz ve bu gruplara örnekteki gibi ekleyiniz.
Kısa Cevap: Yurt/Toprak/Vatan grubuna “anayurt”, Demirci/Dokumacı/Terzi grubuna “semerci”, Bir olmak/Birlik olmak/Dil bağı grubuna “gönül bağı” kelimesini ekledim.
Cevap:
- Yurt, Toprak, Vatan (gerekçe: hepsi bir milletin üzerinde yaşadığı, uğruna ant içtiği anayurdu anlatır) → eklediğim kelime: Anayurt (metinde “kan gülü döşediği anayurda tutundu” ifadesinde geçer).
- Demirci, Dokumacı, Terzi (gerekçe: hepsi Anadolu Ahilerinin çarşıda düzenlediği esnaf/zanaat kollarıdır) → eklediğim kelime: Semerci (metinde çarşıyı düzenleyen zanaatkarlar arasında sayılır).
- Bir olmak, Birlik olmak, Dil bağı (gerekçe: hepsi milleti bir arada tutan bağı anlatır) → eklediğim kelime: Gönül bağı (metinde “Türkleri dil ve gönül bağıyla birlik tutmak” ifadesinde geçer).
- Okuma, Dil, Konuşma (gerekçe: hepsi dilin kullanım becerileriyle ilgilidir) → eklediğim kelime: Yazma.
- Geçmiş, Bugün, Gelecek (gerekçe: hepsi zamanı, dilin nesilden nesile sürdüğünü anlatır) → eklediğim kelime: Süreklilik (metinde “biz bugüne o günlerden geldik, yarınlara bugünlerden gideceğiz” ifadesinde geçer).
b. Eklediğiniz kelime/kelime gruplarından hangileri metnin içeriğini daha iyi yansıtmaktadır? Açıklayınız.
Kısa Cevap: “Gönül bağı” ve “anayurt” kelimeleri metnin içeriğini daha iyi yansıtıyor.
Cevap: Bence “gönül bağı” ve “anayurt” kelimeleri metnin içeriğini daha iyi yansıtmaktadır çünkü metnin ana konusu, Türk milletini bir arada tutan şeyin toprağa ve birbirine duyulan gönül bağı, yani dil ve sevgi olduğudur. Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi resmi dil ilan etmesi de bu gönül bağını güçlendirmek içindir.
4. Anlayalım
a. Okuduğunuz metni anlatmak için önemli olduğunu düşündüğünüz üç kelime/kelime grubu belirleyiniz. Bu kelimeleri etkinliğin “b” maddesindeki tabloya yazınız.
Kısa Cevap: Gönül bağı, ala sancak ve dil kelimelerini önemli buldum.
b. Aşağıdaki tabloyu belirlediğiniz ifadelerden hareketle tamamlayınız.
Cevap:
- Gönül bağı – Sözlük anlamı: Sevgiye dayalı manevi bağ. – Eş/yakın anlamlı kelime: Sevgi bağı. – Çağrıştırdığı ifade: Kardeşlik, birlik. – Deyim veya kalıp söz: Gönül koymak.
- Ala sancak – Sözlük anlamı: Kızıl-beyaz renkli bayrak. – Eş/yakın anlamlı kelime: Bayrak, sancak. – Çağrıştırdığı ifade: Bağımsızlık, devlet. – Deyim veya kalıp söz: Sancağı dikmek.
- Dil – Sözlük anlamı: Bir milletin duygu ve düşüncelerini bildirmek için kullandığı iletişim aracı. – Eş/yakın anlamlı kelime: Lisan. – Çağrıştırdığı ifade: Millet, kültür. – Deyim veya kalıp söz: Dilinden düşürmemek.
c. Metinde “gönül” ve “dil” kelimeleri arasında nasıl bir ilgi kurulmuştur? Söyleyiniz.
Kısa Cevap: Dil, milleti gönülden bağlayan asıl unsur olarak gösterilmiştir.
Cevap: Metinde “gönül” ve “dil” iç içe geçmiş bir bağ olarak gösterilmiştir; milleti dağılmaktan koruyan asıl gücün dil ve töre olduğu anlatılır. Bu yüzden Karamanoğlu Mehmet Bey, milletin birliği için Türkçeyi resmi dil ilan etmiştir.
6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 28 Cevapları Birinci Kitap
5. Anlayalım
a. Yandaki karekodu okutarak “Lafla Peynir Gemisi Yürür mü?” adlı içeriği izleyiniz.
b. İzlediğiniz içerikteki hikaye unsurlarını belirleyerek yazınız.
Kısa Cevap: Zaman: eski dönemler; Kahramanlar: Aksi Yusuf ve gemi kaptanı; Yer: İstanbul; Olay: ödeme sözünü hep erteleyen tüccardan kaptanın parasını peşin alması.
Cevap:
- Zaman: Eski dönemlerden günümüze ulaşan, tam tarihi belirtilmeyen bir geçmiş dönem.
- Kahramanlar: Edirnekapılı Aksi Yusuf (İstanbullu bir peynir tüccarı) ve daha önce onun oyununa gelmiş bir gemi kaptanı.
- Yer: İstanbul (peynirlerin Trakya’dan getirilip satıldığı ve deniz yoluyla İzmir’e gönderildiği liman).
- Olay: Aksi Yusuf, gemiye yükletiği malların ücretini ödeme sırası gelince hep “peynirler sağ salim varsın, istediğin parayı fazlasıyla veririm” diyerek erteler. Daha önce bu oyuna gelmiş kaptan bu kez yola çıkmadan önce parasını peşin ister; Aksi Yusuf yine erteleme sözü söylemeye kalkışınca kaptan “lafla peynir gemisi yürümez, buna kömür lazım” diyerek parasını önceden alır.
c. İzlediğiniz içerikte yer alan kahramanlar arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Kısa Cevap: Aksi Yusuf müşteri, kaptan hizmet sağlayıcıdır; kaptan artık ona güvenmediği için parasını peşin ister.
Cevap: Aksi Yusuf ile gemi kaptanı arasında bir müşteri-hizmet ilişkisi vardır: Aksi Yusuf mallarını taşıması için kaptana iş verir, kaptan da karşılığında ücret alır. Ancak Aksi Yusuf ödeme sözünü hep ertelediği için güven zedelenmiştir; bu yüzden kaptan bu kez “lafla peynir gemisi yürümez” diyerek parasını peşin alır.
ç. Hikayenin geçtiği şehir deniz kıyısında yer almasaydı olay örgüsü bu durumdan nasıl etkilenirdi?
Kısa Cevap: Gemi ve kaptan yerine kara yolu ve başka bir taşımacı olurdu, olayın özü değişmezdi.
Cevap: Hikayenin geçtiği şehir deniz kıyısında olmasaydı, gemi ve kaptan yerine kara yoluyla mal taşıyan bir kervancı yer alabilirdi; peynirler karadan taşınırdı. Ancak olayın özü, yani Aksi Yusuf’un ödemeyi ertelemesi ve taşımacının parasını peşin istemesi değişmezdi; çünkü atasözünün anlattığı şey sözle değil eylemle iş görüleceğidir.
1. Anlatalım
a. Burnunuzdan derin bir nefes alınız, nefesinizi kısa bir süre tutunuz ve yavaşça veriniz. Ardından aşağıdaki cümleyi tek nefeste söyleyiniz.
“Bugünden sonra divanda, dergahta, bargahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.”
b. Yandaki ifadeleri yay ayraç içinde belirtilen hızda söyleyiniz.
Bugünden sonra (normal)
divanda, dergahta, bargahta (yavaş)
mecliste ve meydanda (normal)
Türkçeden başka dil (yavaş)
kullanılmayacaktır. (normal)
6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 29 Cevapları Birinci Kitap
c. Etkinliğin “a” maddesinde verilen cümleyi ses şiddetinizi aşağıdaki yönergeye göre biçimlendirerek seslendiriniz.
Fısıldayarak • Normal konuşma sesiyle • Yüksek sesle
ç. Etkinliğin “a” maddesinde verilen cümleyi aşağıdaki durumlara uygun biçimde seslendiriniz.
Bir haber spikeri: Ciddi, net ve anlaşılır bir ton kullanınız.
Yaşlı bir bilge: Öğüt verir gibi, sakin ve vurgulu bir ton kullanınız.
Bir şair: Duygulu, yavaş ve anlamı hissettirerek okuyunuz.
Duyuru yapan kişi: Yüksek, dikkat çekici ve güçlü bir ses tonu kullanınız.
2. Anlatalım
a. Aşağıdaki görselleri inceleyiniz. Bu görselleri anlatırken kullanabileceğiniz farklı kelime ve kelime gruplarını düşününüz.
b. Bu görseller hangi sesleri çağrıştırmaktadır? Söyleyiniz.
Kısa Cevap: Arı vızıltısı, şelale şırıltısı, balon patlama sesi, hapşırık sesi ve tencere fokurtusunu çağrıştırıyor.
Cevap: Arıların uçuşu “vızıltıyı”, kayalıklardan akan şelale “şırıltıyı/çağıltıyı”, patlayan balon “güm/pat” sesini, hapşıran çocuk “hapşuu” sesini, kaynayan tencere ise “fokur fokur” sesini çağrıştırmaktadır.
c. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözleri, daha etkili ifadelerle değiştirerek cümleleri yeniden söyleyiniz.
• Top cama vurunca cam tuzla buz oldu.
• Tencereden kaynayan sütün sesi geliyordu.
• Karların erimesiyle beslenen dere coşkuyla akıyordu.
Kısa Cevap: Cam paramparça oldu; süt fokur fokur kaynıyordu; dere çağıl çağıl akıyordu.
Cevap:
- Top cama vurunca cam paramparça oldu.
- Tencereden kaynayan sütün fokurtusu duyuluyordu.
- Karların erimesiyle beslenen dere çağıl çağıl akıyordu.
ç. Bir doğa olayını ya da günlük bir durumu, farklı söz varlığı unsurlarını kullanarak (eş ve yakın anlamlı kelime, deyim, atasözü, kalıp söz, ikileme vb.) anlatınız.
Kısa Cevap: Gökyüzü birden karardı ve ağaçları devirircesine güçlü bir rüzgar esti. Ardından bardaktan boşanırcasına yağmur başladı, sokaklar gürül gürül akan sulara döndü. Herkes evine koşarken sadece birkaç cesur kişi fırtınaya inat dışarıda kaldı.
Cevap: Gökyüzü birden kararıverdi. Rüzgar, ağaçları devirircesine güçlü esti; yapraklar savrula savrula havada uçuştu. Az sonra bardaktan boşanırcasına yağmur başladı. Sokaklar şıp şıp damlayan sulara, gürül gürül akan derelere döndü. Herkes evinin yolunu tuttu, sadece cesur birkaç kişi bu fırtınaya inat dışarıda kaldı.












