7. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Sayfa 98-99-100-101-102. Cevapları
Theme 5 Life in the Neighbourhood, City & Social Life Cevapları: 98-102. Sayfa
Theme 5 Life in the Neighbourhood, City & Social Life: Bu sayfalarda bağış/vakıf temalı kelime oyunu oynadık, “have/had” ile yaptırma kalıbını ve geçmiş yeteneklerini ifade etmeyi öğrendik, bir gramer müzayedesi yaptık ve bir sel felaketinden sonraki yardımlaşmayı anlatan haberi okuduk.
Önceki Sayfalar: 92-93-94-95-96-97
Sonraki Sayfalar: 103-104-105-106
İçindekiler
7. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Sayfa 98 Cevapları MEB Yayınları
Vocabulary Game (Kelime Oyunu)
1. Work in groups of 3-4. Read the instructions below and play the game. Complete the table for each target word as in the example.
Çeviri: 3-4 kişilik gruplar halinde çalışın. Aşağıdaki talimatları okuyup oyunu oynayın. Her hedef kelime için tabloyu örnekteki gibi tamamlayın.
Cevap (örnek):
- a fundraiser (bağış toplama etkinliği) — Synonym/Related words: charity event (hayır etkinliği), benefit event (yardım etkinliği), campaign (kampanya); Definition: an event organised to collect money for a purpose (bir amaç için para toplamak üzere düzenlenen etkinlik); Sentence: Our school organised a fundraiser to help flood victims. (Okulumuz sel mağdurlarına yardım için bir bağış toplama etkinliği düzenledi.)
- a disability (engellilik) — Synonym/Related words: impairment (yetersizlik), condition (durum), special need (özel gereksinim); Definition: a physical or mental condition that limits a person’s activities (bir kişinin etkinliklerini sınırlayan fiziksel ya da zihinsel bir durum); Sentence: The new park has ramps for children with disabilities. (Yeni parkta engelli çocuklar için rampalar var.)
- a donation (bağış) — Synonym/Related words: gift (hediye), contribution (katkı), aid (yardım); Definition: money or goods given to help people in need (ihtiyacı olanlara yardım için verilen para ya da eşya); Sentence: We collected clothes and toys as a donation for the shelter. (Barınak için bağış olarak kıyafet ve oyuncak topladık.)
- a concern (endişe) — Synonym/Related words: worry (kaygı), issue (mesele), problem (sorun); Definition: a feeling of being worried about something (bir şey hakkında endişe duyma hissi); Sentence: Air pollution is a big concern for people living in cities. (Hava kirliliği şehirde yaşayanlar için büyük bir endişe kaynağı.)
- compassionate (şefkatli) — Synonym/Related words: caring (ilgili), kind (nazik), sympathetic (sempatik); Definition: showing kindness and care for people who are suffering (acı çeken insanlara karşı nezaket ve ilgi göstermek); Sentence: The doctor was very compassionate towards her patients. (Doktor hastalarına karşı çok şefkatliydi.)
- inclusive (kapsayıcı) — Synonym/Related words: welcoming (karşılayan), open (açık), accepting (kabul eden); Definition: including everyone, without leaving anyone out (kimseyi dışarıda bırakmadan herkesi kapsamak); Sentence: Our school has an inclusive playground for all children. (Okulumuzun tüm çocuklar için kapsayıcı bir oyun alanı var.)
- voluntary work (gönüllü çalışma) — Synonym/Related words: charity work (hayır işi), community service (toplum hizmeti), helping out (yardım etmek); Definition: work that people do to help others without being paid (insanların ücret almadan başkalarına yardım için yaptığı iş); Sentence: My brother does voluntary work at the animal shelter every weekend. (Kardeşim her hafta sonu hayvan barınağında gönüllü çalışıyor.)
- a foundation (vakıf) — Synonym/Related words: organisation (kuruluş), charity (hayır kurumu), trust (tröst); Definition: an organisation that provides money or support for a cause (bir amaç için para ya da destek sağlayan kuruluş); Sentence: The foundation helps children with disabilities go to school. (Vakıf, engelli çocukların okula gitmesine yardım ediyor.)
7. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Sayfa 99 Cevapları MEB Yayınları
Grammar (Dil Bilgisi)
1. a. Study the sample sentences below.
Çeviri: Aşağıdaki örnek cümleleri inceleyin.
a. After the earthquake, the authorities had some building companies construct shelters to provide a safe space. (Depremden sonra, yetkililer bazı inşaat şirketlerine güvenli bir alan sağlamak için barınak inşa ettirdi.)
b. We had the food packages delivered to the shelter by volunteers. (Yiyecek paketlerini gönüllüler aracılığıyla barınağa teslim ettirdik.)
b. Watch the digital story and find similar sentences with the ones in 1.a. Discuss the common and different points. Take notes in pairs.
Çeviri: Dijital hikayeyi izleyin ve 1.a’dakilerle benzer cümleler bulun. Ortak ve farklı noktaları tartışın. Çiftler halinde not alın.
Cevap: We had my cousin take photos during the event. (Kuzenime etkinlik sırasında fotoğraf çektirdik.) We had solar panels installed. (Güneş panelleri kurdurduk.) (Not: 1a’daki gibi dijital hikayede de hem “had + kişi + fiil” — birine bir şey yaptırma — hem de “had + nesne + geçmiş zaman ortacı” — bir şeyin yapılmasını sağlama — kalıpları kullanılıyor; fark, 1a’nın bir deprem/afet bağlamında, dijital hikayenin ise öğrencilerin gönüllülük projeleri bağlamında olması.)
c. Look at your notes in 1.b. and match the sentences with the functions in pairs. There is an extra one. Then check your answers as a whole class.
Çeviri: 1.b’deki notlarınıza bakın ve cümleleri işlevlerle eşleştirin. Bir tane fazladan var. Sonra cevaplarınızı sınıfça kontrol edin.
Cevap: 1. The manager had everyone join the clean-up campaign. (Yönetici, temizlik kampanyasına herkesi katıldırdı.) → c. To tell someone do something directly. (Birine doğrudan bir şey yapmasını söylemek.) 2. We had the clothes sorted by the volunteers before distribution. (Kıyafetlerin dağıtımdan önce gönüllüler tarafından ayrılmasını sağladık.) → b. Someone arranges for something to be done by someone else. (Birinin, bir şeyin başka biri tarafından yapılmasını sağlaması.) (Kullanılmayan fazladan seçenek: a. The subject does the action alone without help. — Özne, eylemi yardım almadan tek başına yapar.)
2. Complete the sentences with the suitable form of the given words in brackets.
Çeviri: Cümleleri parantez içindeki kelimelerin uygun biçimiyle tamamlayın.
Cevap (“A Day at the Animal Rescue Centre”):
- we had a team of cleaners wash all the cages. (kafeslerin tamamını bir temizlik ekibine yıkattık.)
- we had the staff take the injured animals to the vet. (yaralı hayvanları personele veterinere götürttük.)
- we made sure that all the medical care was provided. (tüm tıbbi bakımın sağlandığından emin olduk.)
- I had some volunteers put up the balloons and banners. (balonları ve pankartları bazı gönüllülere astırdım.)
- we had the welcome desk decorated by a local artist. (karşılama masasını yerel bir sanatçıya süslettik.)
- we also had some signs printed. (bazı tabelalar da bastırdık.)
- I had a photographer take photos. (bir fotoğrafçıya fotoğraf çektirdim.)
- Many animals were adopted. (birçok hayvan sahiplenildi.)
- the volunteers were thanked. (gönüllülere teşekkür edildi.)
3. a. Imagine there was a charity week at your school. You and your classmates helped people in need in different ways. Write 2 sentences about what you did.
Çeviri: Okulunuzda bir yardım haftası olduğunu hayal edin. Siz ve sınıf arkadaşlarınız ihtiyacı olan insanlara farklı şekillerde yardım ettiniz. Yaptıklarınız hakkında 2 cümle yazın.
Cevap: I had my old toys donated to the charity shop. (Eski oyuncaklarımı hayır dükkanına bağışlattım.) We had someone collect old books from every classroom. (Her sınıftan eski kitapları birine toplattırdık.)
b. Share your sentences with the whole class.
Çeviri: Cümlelerinizi tüm sınıfla paylaşın.
Cevap: I had my old toys donated to the charity shop. (Eski oyuncaklarımı hayır dükkanına bağışlattım.) We had someone collect old books from every classroom. (Her sınıftan eski kitapları birine toplattırdık.)
7. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Sayfa 100 Cevapları MEB Yayınları
4. a. Examine the sample sentences.
Çeviri: Örnek cümleleri inceleyin.
a. I wasn’t able to finish my homework. (Ödevimi bitiremedim.)
b. We were able to collect lots of donations. (Çok sayıda bağış toplayabildik.)
c. I haven’t been able to see her in the hospital. (Onu hastanede göremedim.)
d. She has been able to fix the internet problem. (İnternet sorununu çözebildi.)
b. Watch the digital story and find the similar sentences with 4.a. Take notes and discuss the similarities and differences of the sentences in pairs.
Çeviri: Dijital hikayeyi izleyin ve 4.a’dakilerle benzer cümleler bulun. Not alın ve cümlelerin benzerlik ve farklarını çiftler halinde tartışın.
Cevap: We were able to collect lots of donations. (Çok sayıda bağış toplayabildik.) (4a’daki b cümlesiyle birebir aynı — bu cümle doğrudan dijital hikayeden alınmış.) The people there were able to access the internet for the first time. (Oradaki insanlar internete ilk kez erişebildi.)
c. Match the functions with the suitable sentences in pairs. There is an extra one.
Çeviri: İşlevleri uygun cümlelerle çiftler halinde eşleştirin. Bir tane fazladan var.
Cevap: 1. A specific success in the past (Geçmişte belirli bir başarı) → a. He was able to find a good job. (İyi bir iş bulabildi.) 2. Repeated ability in the past (Geçmişte tekrarlanan bir yetenek) → c. She could run five miles when she was a teenager. (Gençken beş mil koşabiliyordu.) 3. A recent success or failure (Yakın zamandaki bir başarı ya da başarısızlık) → b. I have been able to win every match this season. (Bu sezon her maçı kazanabildim.) (Kullanılmayan fazladan seçenek: d. I can volunteer at the local shelter every weekend. — Her hafta sonu yerel barınakta gönüllü olabilirim.)
5. a. Complete the text with the correct form of ‘be able to’ or ‘can/could’ in pairs.
Çeviri: Metni “be able to” ya da “can/could”un doğru biçimiyle çiftler halinde tamamlayın.
Cevap (“Access To the Internet”): In the past, people in rural areas could not access technology as easily as those in cities. (Geçmişte, kırsal bölgelerdeki insanlar teknolojiye şehirdekiler kadar kolay erişemiyordu.) However, in recent years, governments and private companies have been able to improve internet access and mobile connectivity in rural regions. (Ancak son yıllarda, hükümetler ve özel şirketler kırsal bölgelerde internet erişimini ve mobil bağlantıyı iyileştirebildi.) While urban areas can adopt new technologies faster, rural communities have been able to benefit from innovations like online education and telemedicine. (Kentsel alanlar yeni teknolojileri daha hızlı benimseyebilirken, kırsal topluluklar çevrimiçi eğitim ve tele-tıp gibi yeniliklerden faydalanabildi.) Today, people in both cities and villages can use smartphones, but those in urban areas are able to access high-speed internet more easily. (Bugün, hem şehirlerdeki hem köylerdeki insanlar akıllı telefon kullanabiliyor ama kentsel alanlardakiler yüksek hızlı internete daha kolay erişebiliyor.) Despite improvements, rural regions still face challenges, as they aren’t able to keep up with the rapid pace of technological advancements. (İyileştirmelere rağmen, kırsal bölgeler hala zorluklarla karşılaşıyor çünkü teknolojik gelişmelerin hızlı temposuna ayak uyduramıyorlar.)
b. Listen and check your answers.
Çeviri: Dinleyin ve cevaplarınızı kontrol edin.
Cevap: Track 25 dinlendi, cevaplar doğrulandı: could not access (erişemiyordu), have been able to improve (iyileştirebildi), can adopt (benimseyebiliyor), have been able to benefit (faydalanabildi), can use (kullanabiliyor), are able to access (erişebiliyor), aren’t able to keep up with (ayak uyduramıyorlar).
6. a. Write two sentences about yourself by considering your past and recent abilities. Share your sentences in pairs.
Çeviri: Geçmiş ve yakın zamandaki yeteneklerinizi düşünerek kendiniz hakkında iki cümle yazın. Cümlelerinizi çiftler halinde paylaşın.
Cevap: I couldn’t swim when I was five, but now I can swim very well. (Beş yaşındayken yüzemiyordum ama şimdi çok iyi yüzebiliyorum.) I have been able to solve difficult maths problems since last year. (Geçen yıldan beri zor matematik problemlerini çözebiliyorum.)
b. Write a caption for each photo as in the example. c. Share your captions with the whole class.
Çeviri: Örnekteki gibi her fotoğraf için bir başlık yazın. Başlıklarınızı sınıfla paylaşın.
Cevap: (Örnek — fare: I couldn’t walk on a rope, but now I can.) Kedi fotoğrafı: I couldn’t climb trees, but now I can. (Ağaçlara tırmanamıyordum ama şimdi tırmanabiliyorum.) Çita fotoğrafı: I couldn’t run fast, but now I can. (Hızlı koşamıyordum ama şimdi koşabiliyorum.)
7. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Sayfa 101 Cevapları MEB Yayınları
Grammar Game (Dil Bilgisi Oyunu) — Grammar Auction
1. Work in pairs. Use your points to “buy” the sentences you think are grammatically correct. The highest bid owns the sentence.
Çeviri: Çiftler halinde çalışın. Puanlarınızı, doğru olduğunu düşündüğünüz cümleleri “satın almak” için kullanın. En yüksek teklifi veren cümleye sahip olur.
Cevap — hangi cümlelerin doğru olduğu (satın alınması gerekenler):
- The documents were delivered on time. → Doğru (Belgeler zamanında teslim edildi.)
- The cake was eat by the children. → Yanlış, doğrusu: The cake was eaten by the children. (Kek çocuklar tarafından yenildi.)
- That email had been already sent by her. → Yanlış, doğrusu: That email had already been sent by her. (O e-posta zaten onun tarafından gönderilmişti.)
- A solution was find yesterday. → Yanlış, doğrusu: A solution was found yesterday. (Dün bir çözüm bulundu.)
- I had my car repaired yesterday. → Doğru (Dün arabamı tamir ettirdim.)
- She had her hair cut last week. → Doğru (Geçen hafta saçını kestirdi.)
- He has his phone fixing now. → Yanlış, doğrusu: He has his phone fixed now. (Telefonunu şimdi tamir ettiriyor.)
- We are having our house to paint. → Yanlış, doğrusu: We are having our house painted. (Evimizi boyatıyoruz.)
- I haven’t been able to reach him all day. → Doğru (Bütün gün ona ulaşamadım.)
- Were you able to finish the report? → Doğru (Raporu bitirebildin mi?)
- We’ve been able finish everything. → Yanlış, doğrusu: We’ve been able to finish everything. (Her şeyi bitirebildik.)
- They had their windows cleaned last Friday. → Doğru (Geçen cuma pencerelerini temizlettiler.)
- He was be promoted after the meeting. → Yanlış, doğrusu: He was promoted after the meeting. (Toplantıdan sonra terfi ettirildi.)
- We are having paint our garage next week. → Yanlış, doğrusu: We are having our garage painted next week. (Önümüzdeki hafta garajımızı boyatıyoruz.)
- She was be able to solve the problem. → Yanlış, doğrusu: She was able to solve the problem. (Sorunu çözebildi.)
Follow-up: Work in groups. Go over all sentences together and clarify grammar points that caused confusion.
Çeviri: Takip: Gruplar halinde çalışın. Tüm cümleleri birlikte gözden geçirin ve kafa karıştıran dil bilgisi noktalarını netleştirin.
Cevap: Sentences 7, 8, 11 and 14 confused us the most because they were all missing the correct form of the “have/had something done” pattern. (En çok kafa karıştıran cümleler 7, 8, 11 ve 14 numaralı cümlelerdi çünkü hepsinde “yaptırma” kalıbının doğru biçimi — geçmiş zaman ortacı ya da “to” — eksikti.)
7. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Sayfa 102 Cevapları MEB Yayınları
Reading (Okuma)
1. a. Read the text quickly and answer the question. Who can be the writer of this text?
Çeviri: Metni hızlıca okuyun ve soruyu cevaplayın. Bu metnin yazarı kim olabilir?
a) a journalist (bir gazeteci)
b) a student (bir öğrenci)
c) a volunteer (bir gönüllü)
Cevap: a) a journalist. (Metin, “NEWS FOR TODAY!” başlığıyla üçüncü şahıs ağzından yazılmış resmi bir haber metni olduğu için yazarı bir gazetecidir.)
b. Read the text again and tick the questions that have answers in the text.
Çeviri: Metni tekrar okuyun ve metinde cevabı olan soruları işaretleyin.
Cevap:
- When was the event organised? Where was it? (Etkinlik ne zaman düzenlendi? Nerede oldu?) → √ (Cevap metinde var: 20 Mart 2025, Nashville, ABD.)
- Which organisations took action to support the affected families? (Etkilenen aileleri desteklemek için hangi kuruluşlar harekete geçti?) → √ (Cevap metinde var: bir vakıf, yerel bir STK, başka bir vakıf ve yerel işletmeler.)
- How many people were affected by the flood? (Selden kaç kişi etkilendi?) → X (Metinde belirtilmiyor.)
- What kind of assistance was given to people with disabilities? (Engelli bireylere ne tür bir yardım yapıldı?) → √ (Cevap metinde var: okullar yeniden inşa edildi ve kapsayıcı alanlar yaratıldı.)
- Why was an ambulance donated? (Neden bir ambulans bağışlandı?) → √ (Cevap metinde var: acil servis eksikliğinden endişe duyulduğu için.)
- How did people feel after the flood? (İnsanlar selden sonra nasıl hissetti?) → X (Metinde doğrudan belirtilmiyor, sadece yardımdan sonraki duygular anlatılıyor.)
2. Discuss the questions with a peer.
Çeviri: Soruları bir akranınızla tartışın.
Cevap:
- What problems do people in your city struggle with? (Şehrinizdeki insanlar hangi sorunlarla mücadele ediyor?) → Traffic and air pollution are big problems in my city. (Şehrimde trafik ve hava kirliliği büyük sorunlar.)
- Do you know any NGOs in your city? How do they support people in need? (Şehrinizde herhangi bir STK biliyor musunuz? İhtiyacı olan insanlara nasıl destek oluyorlar?) → Yes, I know AHBAP. It helps people after disasters by sending food and building shelters. (Evet, AHBAP’ı biliyorum. Afetlerden sonra yiyecek göndererek ve barınak inşa ederek insanlara yardım ediyor.)
- Have you ever taken action to help someone? What did you do? (Birine yardım etmek için hiç harekete geçtiniz mi? Ne yaptınız?) → Yes, I donated my old clothes and books to a charity last year. (Evet, geçen yıl eski kıyafetlerimi ve kitaplarımı bir yardım kuruluşuna bağışladım.)









